ankitruva'nın 2 seneyi geçkin süredir, bulmak için ardında olduğu bir şey vardıysa -ki hiç şüphesiz vardı- bu, onun, bu sürenin başında ayrıldığını (daha iyisi, koptuğunu diyelim) düşündüğü yaşam tarzıydı.
dikkat: yaşam tarzı dedik değil mi? 2 seneyi aşmış bir süreyi andık ve yetmezmiş gibi, bir kopuş'un olduğunu da belirttik. hepsini tek bir cümlede topladık, cümlede de birkaç balkon açtık: yan cümleler, alt cümleler. şimdi "cümlelerde balkon kullanımı" adı altında, dilimizin mimarisine bakmak hoş olabilirdi, belki. ama bunu yapmayacağız. daha doğrusu, bunu hemen yapmayacağız - bunun yerine, konuya adım adım gireceğiz. konu: ankitruva'nın evi - ah, bir metafor bir diğerini getiriyor: hayır hayır, burada durmamız gerekiyor artık; metaforları zincire geçirmek, yazıda en tehlikelisi (bu bizce niye böyle, buraya da şimdi girmeyeceğimiz artık tahmin edilebiliyor olsa gerek).
tek bir cümlemiz vardı, oradan nereye geldik: ama bunu bile isteye yaptığımız bilinmeli. biçim ve içeriğin birleşebilmesi için yaptık bunu - şunu demek istiyoruz: içeriğinin karmaşık olduğunu baştan bildiğimiz bir düşüncenin yazıdaki karşılığının da karmaşık olması gerektiğini düşündük. bu karmaşıklığa bakmak ister gibi yaparkense (ikinci paragrafımızdaki durum budur), sonucu, sadece karmaşıklığı büyütmek olan yeni bir bakış çerçevesi çizdik. ve bunun böyle olduğunu söylediğimiz bu üçüncü paragrafta da aslında aynı şeyi yapar olduk. bunu istersek daha da sürdürebiliriz. zaten yapacağımız da bundan başka bir şey değil. ama bunu da şimdi yapmayacağız. çünkü bunu zaten şimdi yapıyor da gibiyiz zaten.
ama bu kadarı da yeter artık. artık ankitruva'ya gerçek bir dönüş yapalım - bunun için de, ankitruva'nın az önce bir arkadaşına yazmış olduğu bir mektubu yazımıza iliştirelim. bu yazımızın bundan sonrasındaki yazar, ankitruva'nın kendisidir - kimi açıklamalar yapmamız içinse ihtiyacımız olan tek şey, yeni bir yazıdır.
dikkat: yaşam tarzı dedik değil mi? 2 seneyi aşmış bir süreyi andık ve yetmezmiş gibi, bir kopuş'un olduğunu da belirttik. hepsini tek bir cümlede topladık, cümlede de birkaç balkon açtık: yan cümleler, alt cümleler. şimdi "cümlelerde balkon kullanımı" adı altında, dilimizin mimarisine bakmak hoş olabilirdi, belki. ama bunu yapmayacağız. daha doğrusu, bunu hemen yapmayacağız - bunun yerine, konuya adım adım gireceğiz. konu: ankitruva'nın evi - ah, bir metafor bir diğerini getiriyor: hayır hayır, burada durmamız gerekiyor artık; metaforları zincire geçirmek, yazıda en tehlikelisi (bu bizce niye böyle, buraya da şimdi girmeyeceğimiz artık tahmin edilebiliyor olsa gerek).
tek bir cümlemiz vardı, oradan nereye geldik: ama bunu bile isteye yaptığımız bilinmeli. biçim ve içeriğin birleşebilmesi için yaptık bunu - şunu demek istiyoruz: içeriğinin karmaşık olduğunu baştan bildiğimiz bir düşüncenin yazıdaki karşılığının da karmaşık olması gerektiğini düşündük. bu karmaşıklığa bakmak ister gibi yaparkense (ikinci paragrafımızdaki durum budur), sonucu, sadece karmaşıklığı büyütmek olan yeni bir bakış çerçevesi çizdik. ve bunun böyle olduğunu söylediğimiz bu üçüncü paragrafta da aslında aynı şeyi yapar olduk. bunu istersek daha da sürdürebiliriz. zaten yapacağımız da bundan başka bir şey değil. ama bunu da şimdi yapmayacağız. çünkü bunu zaten şimdi yapıyor da gibiyiz zaten.
ama bu kadarı da yeter artık. artık ankitruva'ya gerçek bir dönüş yapalım - bunun için de, ankitruva'nın az önce bir arkadaşına yazmış olduğu bir mektubu yazımıza iliştirelim. bu yazımızın bundan sonrasındaki yazar, ankitruva'nın kendisidir - kimi açıklamalar yapmamız içinse ihtiyacımız olan tek şey, yeni bir yazıdır.
"Ne zamandir soyleyecegim, kaldi: Spora dondum, yine malum spor salonuna. Hatta artik Akkasia'yla beraber gidiyoruz. Haftada iki kez. Benim 10'luk kartim doldu dolacak (tek deliklik bir yeri kaldi sadece). Eskilerden kimse yok ortaliklarda - mesela gozum Hiimen'i aramiyor degil. Sadece yaslica bir adam vardi (benim gormekten pek hoslanmadigimbir amca) - sadece o var eskilerden. Yoksa ne hoca, ne ogrenci... eski mudavimler ve gorevliler gitmisler. Yeni yuzler, yeni adaleler. Oncekiler mezun olmus olmalalilar. Haa bir de su ve aburcubur satisinin yapildigi bankonun arkasindaki kadin ayni kadin. Gittigimiz gun ve saatlerde de salon iyice bos oluyor. Anlayacagin cok sey degismis, cok.
Sunu da eklemeli: Bu hafta iki ayri yerde Guinness satisinin yapildigini gordum. Yerlerden birisi Real'de, market kisminin onundeki fuayede kurulan Keyif Shop standiydi. Ikincisiyse Arjantin Cd.'deki Starbucks yanindaki bistro/pub olan Las Chicas. Las Chicas'ta sordum, Guinness'in ithalati mi basladi nedir? Onayladilar - ama henuz kuruyemis-tekelcilere uzanmamis bir ithalat soz konusu. Sadece belli yerler (daha cok bar turu yerler) TR dagitimcisina Guinness siparisi verir olmuslar. Belki sen de rastladindi Istanbul'da? 50'lik standart siyah -icinde topu olan- kutuda. Ben henuz alip da icmis degilim. Biraya karsi iyice hassas oldum, biraz o yuzden. Bir anda, cok da etkili bir sekilde basimi dondurup beni yormayi basariyor. Ote yandan, spora basladigimdan beri ickiyi de azalttim hayatimda. Spora gidecegim gunun oncesinde ve spor yaptigim gunler icki icmiyorum: Mesele sirf kendimi (bedenimi ve irademi, ama asil olarak bedenimi) disipline ve islah etme arzum. Bugun berberime de dedigim gibi, kafamin daha dinc olmasini istedigim bir donemdeyim; o yuzden boyle degisiklikleri zorunlu gordum.
Bir baska degisiklik ise su - ki onu da soyleyip bitireyim artik sozlerimi: Artik biraz daha az muzik dinliyorum eskisine gore. Cunku baktim, beni entelektuel olarak fazlaca zayiflatiyor surekli muzik dinlemek. Su siralar daha cok klasik muzik dinliyorum - onu da, baska bir sey yaparken (calisirken veya internetteyken), "yanisira" yapiyorum. Belli bir portfoyum var, kucuk bir sey (birkac eser), surekli o portfoyu dinleyip duruyorum.
Cunku baktim, bu tur degisiklikler yapmazsam olmayacak."
Sunu da eklemeli: Bu hafta iki ayri yerde Guinness satisinin yapildigini gordum. Yerlerden birisi Real'de, market kisminin onundeki fuayede kurulan Keyif Shop standiydi. Ikincisiyse Arjantin Cd.'deki Starbucks yanindaki bistro/pub olan Las Chicas. Las Chicas'ta sordum, Guinness'in ithalati mi basladi nedir? Onayladilar - ama henuz kuruyemis-tekelcilere uzanmamis bir ithalat soz konusu. Sadece belli yerler (daha cok bar turu yerler) TR dagitimcisina Guinness siparisi verir olmuslar. Belki sen de rastladindi Istanbul'da? 50'lik standart siyah -icinde topu olan- kutuda. Ben henuz alip da icmis degilim. Biraya karsi iyice hassas oldum, biraz o yuzden. Bir anda, cok da etkili bir sekilde basimi dondurup beni yormayi basariyor. Ote yandan, spora basladigimdan beri ickiyi de azalttim hayatimda. Spora gidecegim gunun oncesinde ve spor yaptigim gunler icki icmiyorum: Mesele sirf kendimi (bedenimi ve irademi, ama asil olarak bedenimi) disipline ve islah etme arzum. Bugun berberime de dedigim gibi, kafamin daha dinc olmasini istedigim bir donemdeyim; o yuzden boyle degisiklikleri zorunlu gordum.
Bir baska degisiklik ise su - ki onu da soyleyip bitireyim artik sozlerimi: Artik biraz daha az muzik dinliyorum eskisine gore. Cunku baktim, beni entelektuel olarak fazlaca zayiflatiyor surekli muzik dinlemek. Su siralar daha cok klasik muzik dinliyorum - onu da, baska bir sey yaparken (calisirken veya internetteyken), "yanisira" yapiyorum. Belli bir portfoyum var, kucuk bir sey (birkac eser), surekli o portfoyu dinleyip duruyorum.
Cunku baktim, bu tur degisiklikler yapmazsam olmayacak."
